KİMDİR YÖRÜKLER

                         YÖRÜKLERİN ÖZGÜR YAŞAMLARI
 Yörük boylarının, konar göçerlerin; yükseklere çıkmak, uçsuz bucaksiz bozkırlara, yeşil ovalara,kıvrım kıvrım akan derelere,yemyeşil çayırlara, alçak tepelere, pıynarlı yakalara daglardan bakmak, burcu kokulu bitkilerin arasında kabardıcın, koyu gölgesine yaslanmak, 
çayıra uzanmak, keçilerin çanlarını, erekteki koyunların melemelerini,develerin hataplarindaki havan çanlarını dinlemek,öküzlerin bögürmelerini,sıyırtmacın düdügüyle 
beraber duymak, danaların tozu dumana katışını görürken, her gelecinin sıklıgını duymak, atların  horozların ötmesini, köpeklerin havlamasını, kuşların civiltisini 
duymak, kaval sesiyle geçmişe dalmak, cura sesiyle uyanmak,kemence sesiyle sevdayı hatırlamak, tekenin kayadan kayaya sekmesi,bögelek tutmus düvenin koşuşturması, kısrakların kişneyerek suya dört nala gitmesini görmek ne zevklidir yörük için.
      Yaşlandıgınız yerden dogrulur, dengilerek etrafa iyice bakarsanız;öbek öbek çadırları, önünde koşanları, cingirak oynayan çoçukları.Elinde bakraç koyun sagmaya gidenleri görür, göz kapaklarını hafif kaldırır daha uzaklara 
bakınca; daha yüksek dagları görür "kimbilir orası 
nasıldır" der ve özlem duyarsınız, karşı yamaçlara
serpilmiş; obalar oymaklar,yeşillikler içerisine" küme küme yerleşmiştir. Doga cömert, yeşillere bezenmiş
 yeryüzü,gökyüzündeki mavilikler arasına serpilmiş pamuk yıgınları gibi bulutları hep bir arada görünce geçmişi ve gelecegi birarada hayal edersiniz. Hele ilk defa bütün bu güzellikleri görürseniz dünyayı yeniden keşfettiginizi sanırsınız. Oysa yörük obasinin insanları o güzelligi sanki içlerindeymiş gibi hergün görüyorlar, uzakkalınca da 
hasretiyle yanıp tutuşuyorlar.Yüce daglarda dolaşmak yigitliktir,vatanı kuran,kurtaran ve savunan yigitler,efeler, zeybekler,kızanlar çıkmıştır, Yörük obalarından tarih 
boyunca. Yörüklerher zaman asker sayılırlardı.

Türk milletinin özünde varlardı.Asker dogup asker ölmeleri de dogaldı. arih incelenirse savaştıgımız milletler hep 
yerleşim birimlerini,savunma ve korunma amacıyla kalelerini daglara, yüksek tepelere kurmuşlardı. Yüksek tepelere yapılmış düşman kalelerine ilkatagı yapan akıncılar, neferler yörüklerdi. Yörükler daglara, yükseklere ulaşma sevdasını vatan sevgisi ve hürriyet özlemiyle 
birleştirilince dayanır mı kaleler. Yörükler tepelere bir bir hakim olunca Türk ordusu zaten şavası kazanmış sayılırdı. Tarih hep böyle yazılmıştı. O nedenledir ki ordunun 
öncüleri, akıncıları, uç askerleri, atlıları, neferleri, Alperenleri, yörüklerin gözü pek yagız delikanlılardan seçilirdi.
Gaza ve cihat yapan yörüklere fatihlerin 
çocuklari denirdi. Zeybeklik, efelik isimleri de kolay alınmamıştır.böyle olmasaydı Hazar Denizi,Aral Gölü etrafında ve Orta Asyanınbozkırlarında oturan Oguz Boyları'nın kolları; Ata yurttan Ana yurda, Anadolu'nun bereketlitopraklarına kavuşabilirler miydi, bin yıllık 
ana yurdu koruyabilirler miydi?

 Teke yöresinin kepenek altında yatan aslanları için, güngörmüş Türkmen dedeleri,As-elek görmüş eli kınalı,ak dastari altında kepezli ebeleri dua etmişler; Atadan ogula hep söylene gelmiştir yörük ellerinde: "Güneş 
batarken ay dogsun, ay batarken güneş dogsun üzerinizden aydınlık hiç eksik olmasin" diye.Yörük obasının insanları çileye sevdalıdır. Zoruasmak, uzaga kavuşmak,yükseklere çıkmak özlemidir. Kuşun tüneginde korkusuz oldugunu 
bilir. Daglara ulaşırsa yörük; turlugunu, alacıgını, 
çadırını kuruverirse ata yurduna, işte o zaman mutludur.Obanın yagız delikanlıları; dagların yamaçlarından akşama dogruahenkliçan sesleriyle meleşerek inip gelenYörüklerin seyretmeye doyamadıgı keçilerini koşana toplarlar, koyunları erege katarlar, eli bakraçlı genç kızlar hayvanlarını sagmaya
giderken, delikanlilar, kızanlar,kopiller Çıngıraga koşarlar, tereyagıyla kömürü katınca ne de ses çıkarır kulakları çınlatırÇıngırak sesleri, sanki içiniçin aglar, bazen nara olur,bazen feryat olur. 

Belki'de yurtların acılarını,sevdalarını anlatır. Çıngırakta yer bulamayanlar çelik oynamaya 
koşarlar,el ile başlayan oyun ayak,bel,uç,tas derken sıra yelliye gelince naralar kopar hep bir agızdan, çıglıklar yankılanır, kayalardan, zaplayanlar, seyirdenler, koşanlar soluksolugadır,elinde çalı,gütmek zordur aslında çeligi.
Alacakaranlık olunca çöker sessizlik ortalıga, sessizligi bozar erekti koyunların yayılmaya gidişi.  sessizdir usul usul,süzüle süzüle yürür koyunlar.Arada bir köpek havlar, salar korkuyu daglara. Elbet canavarlarda boşdurmaz bekler zamanı. Bulurlarsa sahipsiz sürüyü sıkar geçer.
Derler ki Türkmen kocaları;bir canavar yüz koyunu sıkarsa çatlarda ölürmüs, bilinen şudur;en fazla altmış koyunu, sıkmıstır. Ama yamandır çoban köpeklerivermeyince canlarını, vermezler koyunu.

Gecenin karanlıgında koyun gütmeye gitmeden önce kocalar;eli kinali kadinların hazırladıgı yufkayla höşmerimi yerler, kese yogurdundan yapılmış ayranı içerler. Kurmuşken sofranın başında bagdaşi, kalkmak zordur,ama 
yörüktür yürüyecektir. Başında çorap sapkası ayagında 
çarıgı, çorabıyla dimisi, belinde kusagına yerleştirdigi kavalı, sırtında kepenegi, elinde degnegi, omzunda tüfegi ile koyunun arkasından karanlıga dalınca yörük kocası, 
kaybolunca karanlıktan her tepeden, her çayırdan ıslıklar duyulmaya baslanır. Her ıslıgın anlamı ve manası vardır. 
Bu yörüklerin haberleşmesidir.
Sagılan sütler kazanlarda kaynatılmış, yogurtlar çalınmıştır. Yörük için sabah erken
olur. Kadını, erkegi için gün gökyüzünden yıldızlar kaybolunca başlar. Zaten keçiler, koyunlar melemeye, horozlar ötmeye, köpekler havlamaya başlar zamanı gelince.Erken yatmak erken kalkmak gerektir.Yerdeki kızıl kilimlerin, karaçulların üzerine, keçeler ve postlar serilir. Koyun yünündenyorganlarla yatılır.Daglar soguktur ama 
yazın gözenekleri açılan serin tutan keçi kılından yapılmış çadırın kışın sogukta yagmurlu havalarda gözenekleri kapanir bu defa sıcak tutar.
Erkenden kalkan Yörük; Oglakların keçilerin yanına koşana katarlar ve emdirirler sonra ayırırlar bir bir anasından oglagı.Koşanın çirkik kapısını açarlar. Koşarlar özledigi daglara çan 
sesleri ortalıgı kaplar bir an. Belki'de çobanın 
müzigi, yüzünün gülümseyişi çanlardan çıkan ahenkli seslerdir. Eli kınalı kadınların saçta pişirdigi gatmarları sütle, ayranla, yeni saçtan indirilmiş hamurlu ekmegin 
üzerine halis tereyagını sürerek yiyen kızanlar oglak gütmeye, yagiz gençlerde keçileri piynarli daglara agdırmaya giderler.işi biten gençler çeşme başlarında buluşurlar, duymak isterlersevda seslerini.Sevdalar sözle söylenmez yörük obalarında. Bir tepede elinde kemençe 
erkekler, diger tepede eli bogazında kızlar söyler müzigini. Her nefesin bir anlami vardir bogaz çalınırken. Sevdalılar adeta konuşurlarmüzikle, belki günesin ilk ışıklarıyla sessizlikte ovalar,daglar ortak olurlar, dinlerler tıpkı sevdalıinsanlar gibi müzigi.Sırma,çitme,çift, tek melikli, al yanaklı,eli kınalı kizlaroya, nakiş işlemeye, istarlarında karaçul, kızıl kilim, alara kilim, heybe, çuval dokumaya başlarlar.Maniler söylerler: Öbür yandan 
yankılar bir birlerine eklenir. Öyküler anlatır 
hiç durmadan, çadırlarında işlerini bitiren analar da ellerinde tengerek egirirken,halaç bükerken,golan örerken halleşirler konu komşularla.Gece boyunca yayılan koyunlar güneşin yukarlara çıkmasıyla, sıcagın 
bastırmasıylaagaç gölgesine yatırılır. Yörük kocası da ya çadırında,ya da ardiç gölgesinde yaslanır gidermeye çalışır gecenin uykuzuzlugunu hayvanlar alemi dosttur 
yörük obalarında insanların.Sevdalarıyla bir tutuşmuşlardır söylemişlerdir türkülerini, manilerini. Belki'de dünyada hayvanları, dogadaki bitkileri, agaçları yücelterek  sevdalarıyla bir tutan,dogayı kendisinde gören yörüklerdir. Bu nedenledir ki bırakmamışlardır dagları, sevgilerini, dertlerini hep daglara söylemişlerdir.Düşünmüşlerki 
dertlerine yalnız daglar ortak olabilir.Herkes bilir
ki halk müziginde hayvanlar vardır, .hep yaylalar hep daglar vardır

Çok kazanamaz insanlar, egirdigini yüne degişir de kazançları için bir türlü ses çikaramaz,şükreder haline
isyan nedir bilmez. Devletine sadakatlidir, kanında vardır uluya emre itaat,Vatan sevgisi ecdadtan yadigar kalmadır kendisine. Bilir ki Vatan varsa kendi de vardır. Vatan yoksa kendi de yoktur. Olgundur, kabül etmesini bilir, yigittir, merttir,mücadele etmesini bilir, cömerttir vermesini bilir, inançlıdır hakkı hukuku bilir. gene 
de gelinemez yörügün üstüne üstüne; çıkarılınca orman kanunu, salininca orman askeri çobanin üzerine üzerine çoban abanın altından sopayı gösterip deyiverince"ya keçinin affı yada ormanın mahfı. işte o zaman atılmıştı geri adım lavedilmişti orman askeri.Yörüklerin bakmayın toplu hareket etmediklerine. Yörükler kendi işlerinde bile özgür olmak isterler. 
Dünya ile tek başlarına mücadele edebileceklerine inanırlar,o gücü kendilerinde görürler. Tıpkı bir"Türk dünyaya bedeldir" sözü gibi. istemezler kimse karışmasın işlerine, dokunmasın özgürlüklerine, zaten özgürlüge güce sevdalanmasaydı çıkarmıydı daglara? Katlanır mıydı zorluklara?Yolunuz 
düserse Yörük obalarına, ugrarsanız çoban 
yanına; tadarsanız höşmerimi, yerseniz kese yogurdunu, çökelegi, dagarcikta saklanan dürgelerle, yufkalarla 
ayrılasınız gelmez, bir de buz gibi soguk suyu 
gözünden avuç avuç,ya da küyner kokulu 
susakla içince.

 Keçilerle teke,o da ister piynarli bir tepe,koyunlarla koç o da ister mevsiminde göç. Güzün sahile inen çoban mutlu degildir. Daha ilk gün başlar yayla özlemi. Bitince kış, otlar 
cücüklemeye, agaçlar pürçüklemeye başlayinca sahilde; çok zaman geçmeden ak sakallı yörük dedesi toplar ihtiyar heyetini, büyük çadırın baş köşesinde bagdaş kuran güngörmüs yörük dedesi elini kuşagindan çıkarır, ihtiyar heyetinibir bir süzer ve derki"ak geçi kara geçi yine geldi 
yaz göçü". Artik karar verilmiştir.Genç kizlar,yagiz delikanlilar, kizanlar, kopiller heyecan içinde koşuşturmaya başlamıstır. Muhtar hemen destimene ve tellala görev verir, haber salınır civar obalara, oymaklara göç tarihi duyurulur. 
Başka obanın aynı tarihteyola çıkması atalardan gelen tecrübelerle pek uygun görülmez. Göçün de kaide ve kuralları vardır. Sürdürüle gelmiştir. Göç hazırlıkları tamamlanmıştır, gök yüzünündogusunda gecenin karanlıgının arkasından deveci yıldızı görününce, "göç yolda düzelir" denir. Önde en degerli kızıl kilimler yüklü
hataplarında havan çanlı develer, arkasındayozlar,tülüler, mayalar,kösekler,atlar,ırafanlar, kısraklar, taylar,gulinler,
semerinde çar çapıtyüklü essekler, sipalar, goduklar, öküzler sıgırlar,düveler,tosunlar,danalar,bızalar,keçiler tekeler,çepiçler,oglaklar,koçlar,koyunlar,şişekler, 
kuzular velhasıl yörügün evcilleştirdigi dost saydıgı hayvanlar sıralanmıştırbir bir.Muhtar,ihtiyar heyetleri önde giderken,tecrübeli atlılar pervane dönerler göçün çevresinde.

Yörük göçte geçit vermeyen koca daglara tırmanmaya baslayınca, göç zorlasir. Kalsa da atinin nallari yolda, yırtılsa da ayagındaki çarıgı, yüklü deve dinlenmez der yürür Yörük insanı.
Göç devam ederken gece olup, konaklamayerine gelince develerdeki, atlardaki, eşşeklerdeki yükler çözülür. Dinlenmeye çekilir, hemen ateş yakılır, tarnalar pişirilir, dagarcıklardaki ekmekler çıkarılır, taze sütler sagılıp ısıtılır, hep birlikde yenilir. Bir taraftan ateş çogaltılır, curalar 
çalınır,önünde oynanılır,uyuma zamanı gelince;nöbetçiler dikilir, daglar tekin degildir, hele göç yollarında, yataklar serilir uyunur, yine gecenin karanlıgının ötesinden deveci yıldızı görününceyola çıkılır. Çünkü yörük obalarında göçerlere deveci yıldızının yol
 gösterdigine inanılır.

Yaylaya yaklaşınca, Yörük kabaardıcın kokusunu almaya başlar.Bilsenız ne kadar ferahlatır,huzur verir, güven verir insana.Yayla denince akla kabardıçgelir.Yörük Kabardıcın gölgesine bakar hemen oraya kuruverir alacagını,çadırını.Kabaardıç hayvanlarıda unutmaz elbette
bazen erek olur. Bazen agıl olur, bazende koşan olur 
kuzucuklara. Atalar demiiki; armut aglatır, kavak kavlatır, sögüt söyletir, kaba ardıç gölgesi baş yayladır.

 Yörüklerin bir diger ismi de konar göçerlerdir. Göç, yörükler için vazgeçilmezdir.Varınca yaylaya;ulaşmıştır insanlar özledigi ata yurtlarına. Bu sevinci kutlamak yarenlik yapmak isterler. Göçün ve çevre obalarının insanlarını alacak kadar geniş, yeşile bezenmiş çayır ve 
gürül akan suyu olan yerdetoplanırlar,buraya genellikle yaren yeri, yaren beleni, yaren tepesi derler. Oguz Boylarının, Türkmenlerin yörüklerin toplandıgı yaren yerine; yigidin harman oldugu yer denir. Türklerin tarih 
boyunca oynadıgı oyunlar bir kez daha oynanır Gücün, sevdanın, birligin gösterisi yapılır. Yüce dag başlarındaki yaren yerlerinde.Obanın bütün insanları oyuna iştirak ederler.
Sevinci beraber paylaşırlar, hünerlerini gösterirler. Yörüklerde öyle güç parayla, yada kolay kazanılan payelerle gösterilmez.Güç bilekle,yürekle, akılla gösterilir. Yörügün ata binişi, yürüyüşü, zeybek oyunu, konuşması,
oturması, kalkması hepsi bir yigitlik sembolüdür.Çünkü ata öyle yapmış, ogullar devam etmiş, devam etmekte gerektir.
Yörügün oyunlarinda fazla silaha raslanilmaz,
çünkü gücü silahta degil kendilerinde görürler 
de kendilerini ortaya koyarlar.
Oyunlara at yarışıyla
başlanır cirit, çelik çomak,güreş, cıngırak, an dasi, arap, yanık oynarkenerkekler, kadınlarda boş durmazler; 
kaya, göçek oynarlar. Sıra ezgilere ve oyunlara 
gelince; cura,baglama, saz, düdük, sipsi, kaval, 
kemençe çalınır. Türküler söylenir.
Orta yerde görürsünüz agır zeybek, kıvrak zeybek, Teke Zortlaması, çömlek kırdıran oynayanları. Oyun deyip geçmemek gerektir. 
Alıcı gözle bakınca görürsünüz develerin yürüyüşünü, tekeninkayadan kayaya sekmesini, kabaardıcın arasında yürüyen insanı, çayırda usul usul yayılan sonra 
da suya koşan koyunları.
Her oyunun bir anlamı, bir ifade ediş biçimi vardır. Bütün bunlardan sonra dagılır öbek 
öbek ata yurtlarına yörükler. Zaten gezilmiş 
yurdun konması da kolay olur.
Hayat devam ederken yörük obalarında,insanları dosttur, açık sözlüdür, sevda yüklüdür, yigittir,merttir, cömerttir, olgundur. Türk'ün mayasıdır, saygılıdır büyügüne, sadakatlidir devletine, zorlukları aşınca mutlu olur, şükreder haline, soguk günlerde kepenek yeter, bilir yaşamın zorluklarını, ama kopamaz daglardan bir türlü; şahsiyetli insandır,aşk ile tutkuludur 
ÖZGÜRLÜGÜNE.
  
                           YÖRÜKLER KİMLERDİR
Yörükler, atlı - göçebe Türk kültürüne uygun yaşantılarını
diğer bir çok Türk topluluğuna göre daha uzun süre devam ettiren ve yerleşik düzene nispeten yakın zamanlarda geçen Türk topluluklarından birisidir. Bu hayat tarzı onların karakterlerine yansıyan ve onların temel özellikleri haline
gelmiş bir takım hasletleri vardır.Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır.Sürekli olarak yer değiştirirler ve farklı anlayışa sahip bambaşka yaşantı tarzları olan insanlarla 
sürekli olarak karşılaşırlar. Bu durum onların , daha hoşgörülü insanlar olmasını sağlar, çünkü onlarlabarış içinde yaşamanın tek yolu hoşgörüden geçer. Kendi hayat tarzlarını korumanın başkalarının hayat tarzına saygı 
duymakla mümkün olduğunu görmüşlerdir.Yörükler yardımsever insanlardır, yüksek yaylalarda çarşı pazardan uzak yaşadıkları
için ihtiyaç duydukları şeyleri yine başka yörüklerden karşılamak zorundadırlar. Bu mecburiyet onlara imece sistemini ve paylaşmayı çok iyi öğretmiştir.Çalışkandırlar, 
hayatlarını yaylalarda sürdürmek ve daha rahat yaşamak içinihtiyaç duydukları şeyleri kendileri üretmek zorundadırlar.
Bu yüzden her yörük obası aslında bir tür entegre 
fabrika gibi çalışır. Peynir,yağ, yoğurt yaparlar, koyunlarından yün elde ederler, bu yün ile kilim, halı, çadır çulu, pantolonluk 
kumaş dokurlar,kazak,eldiven, çorap gibi giysiler örerler,deriyi işler, post,çarık,çanta, peynir tuluğu yaparlar.Kısacası her yörükobası bağımsız bir ekonomik birimdir.Yörükler 
temiz insanlardır, Bir kere hep su kenarında konaklarlar.Bu sadece kendileri ve hayvanları için içme suyu teminine yönelik
bir şey değildir. Temizlik de bu seçimin en önemli sebeplerinden birisidir. Hijyen şartları göz önüne alındığında o zamanların en sağlıklı ortamları mikropların yayılma riskinin en az 
olduğu yüksek dağ başlarıydı. Çadırında kaynatılmış temiz bezler ve kaynatılmış sıcak su kullanılarak doğum yaptırılan bir yörük gelin
(geçmişin gelişmemiş sağlıkşartları göz önüne alındığında) acabagerçekten kötü şartlarda mı doğum 
yapıyordu.Yörükler özgürlüklerine de düşkündürler, Özgürlükleri için tehlike olarak gördükleri ev-bark, tarla-bahçe 
sahibi olma işine hiç meyletmemişler, Anadolu'nun uçsuz bucaksız yaylalarında o pınar başı senin bu pınar başı benim 
dolaşıp durmuşlardır. yerleşmeleri için yapılan  baskılara uzun süre direnmişlerdir.Yörükler bir süreliğinede
olsa yerleştirilseler dahi bir fırsatını bulup yine eski
yaşantılarına dönmüşlerdir. Çabalarının özeti şu dizededir

                     Ferman Padişahınsa dağlar bizimdir..
Kurtuluş savaşında ülkemizi işgale yeltenen düşmana karşı Anadolu'da başlayan direnişhareketlerine hemen katılmışlar,bir çok şehitler vermişler ama Türk vatanseverliğinin en güzel örneklerini göstermişlerdir.Yörükle Türkmen arasındaki farkın da göçebelikten yerleşik hayata geçmede ,Türkmenler de Yörükler de Oğuzlardandır. Ama Türkmenler yerleşik hayata daha erken dönemde geçmiştir. Yerleşik hayata ilk geçenlere Türkmen denmiştir. Daha sonraki evrelerde yerleşik hayata geçenlere ise 
Yörük denmiştir. Yörükler, yerleştikleri yerdeki
kültürü de benimsemiştir. Yörüklerin çoğu, İslamiyeti de Anadolu’ya geldiklerinde benimsemiştir.Anadolu’ya 
geldiklerinde çoğunluğu Orta Asya’daki Şamanist inancını devam ettiriyordı.Bu yüzden Anadolu’daki dağlara, ırmaklara, yerleşim yerlerine, OrtaAsya’daki isimleri vermiştir. Örneğin Isparta’nın Senirkent ismi Semerkant’tan gelmektedir. Oğuzların Avşar Boyu Anadolu’daki birçok köyün adıdır.Anadolu’da şu anda 180 taneAvşar Köyü var.Antalya Korkuteli’deki Bayat, Yazır,Varsak
Oğuz boylarının isimlerini taşıyor. Halen Türkiye’nin güneydoğusunda Kürtçe, Arapça konuşan çok sayıda Yörük var. Adana’daki Göksü ırmağı adını Orta Asya’daki gök tanrı inancından almıştır” diye konuştu.
  ÇADIRLARI YAĞMUR ALMAZ
Yörük çadırları ve cinsel hayat hakkında da bilgi veren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:“Yörükler tekelerin kıllarından yapılan
kara çadırları kullanıyorlardı. Çadır örtüsü yağmur yağdığında suyu içeriye geçirmezdi. Çünküteke kılının içi deliklidir. Yağmur yağınca boru gibi olan kıllar genleşince,suyu içeriye sızdırmazdı. İçeride
ateş yakılınca ise is çıkmazdı. Gözeneklerden geçerdi. Bu yüzden
‘kara çadır is tutar mı’ diye türkülerde bile çadırın bu özelliği yer almıştır. Yörükler ise bayırlarda çadırlarını kuruyordu. Çünkü Yörüklerin geçimi hayvancılığa dayalı idi.Yörükler bir çadırın içinde dededen toruna yaşardı.Çadırın içinde kök boyadan yapılan ala 
çuvallarbulunurdu. Bu ala çuvallarda giysiler ve çeyizler yer alıyordu. Beyaz yün çuvallarda ise evin bakliyat türü kuru gıdaları yer alıyordu. Çadırın içinde yere soğuğu geçirmesi için hasır 
serilir, üzerine de çul,çulun üzerine de keçe seriliyordu. Anne, baba,gelin çadırda yaşardı.Eğer çadırda birisi cinsel ilişkiye
gireceği zaman çadırın dışına keçeden yapılan kepenek asılırdı. Kepeneği gören içeriye girmez.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Emre( emre.goktashotmail.com.tr ), 12.01.2013, 21:03 (UTC):
Ellerinize sağlık çok güzel bir çalışma olmuş. Lakin köy konusunda essik var. Bildiğime göre Afyon İscehisar ilçesi cevizli köyü karakeçili yörüklerinden oluşmaktadır. Gerçi Köyde yaşamsal faaliyet çok azdır dışarı göç hat safhadadır. Eğer yanlışım varsa detaylı bilgi ile dönerseniz sevinirim Allah emanet.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
ERTUGRULGAZİ KÜLTÜR SOSYAL VE YARDIMLAŞMA DERNEGİ
 
Bu websitesinin sahibi "Top liste" ekstrasını daha aktive etmemiş!
Facebook beğen
 
Reklam
 
ESKİŞEHİEDEN HABER
 
href="http://yurthaber.mynet.com/kategori/eskisehir-haberleri" title="Tüm Eskişehir Haberleri" target="_blank">
GENEL KÜLTÜR MAGAZİN
 
www.dostyurdu.com

 

 
www.konyakent.net

www.konyakent.net
www.dostyurdu.com
 
 

     
     
      
      
      






 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=